Affeden Yaşam

Mar. 3, 2008

 

Elleri hayırlı işlere kullanmalı,

Bak; tahta ve çivi,

Biri darağacı

Biri tabut

Biri oy sandığı çakarken

Çirkin hırsların gölgesi düşüyor da gövdesine

Ağaç her bahar yeşilleniyor..

Toprak hikmetinden vaz mı geçiyor?

 

Aklın sesi yüreğe

Yüreğin sözü el’e geçmiyor

Ağrısı ömürlere çöküyor  da yapılanların

Güneş’e leke mi düşüyor?

Sözcüklerden Hayata

Şub. 22, 2008

 

Cinaslı akınlarda benzettik de benzettik

Yazın’da ustaca bileyip,

Hayat’ta yetenek körelttik…

 

Cinaslı akınlarda çocuklar gibi şendik,

dipsiz cümleler semirdik

masumiyeti yitirdik

hesapsız şen’liklere açılan gedik

İçsıkıntısı bilmeyen çocuğun karşısında…

Çokyüzlü benimsedik.

 

Cinaslı akınlarda benzettik

birbirine benzemeyen her şeyi birbirine…

 

Yine de olmadı.

 

Birileri yaşamı anlamaya çalıştı

Birileri yaşadı.

Maske

Şub. 4, 2008

Elleriniz boş geldiniz,

Unutmayacaktınız;

En büyük giziniz sizdiniz…

Evrenin sonsuz ritmi, sestiniz.

Ormanlarda fısıltı,

Nehirlerde akıntı,

Gökte yıldız, ay, güneş,

Arzda can olan, ‘yaşam’ denen yeldiniz.

Varlığınızda esmek yerine

‘Ben’ dediğiniz gürültücü maskeler edindiniz…

Çürük Ömür Anketi

Oca. 25, 2008

                   

  1.

 

Doğum tarihiniz ?

 

İlk cinnetiniz?

 

İlk cinayetiniz ?

 

Derin mezarların ezgisi sessizliğiniz,

Sesinizi nerede kaybettiniz ?

 

Ölüm tarihiniz ?

 

Peki ya mazeretiniz ?

 

 

2.

 

Kandırılabilme kabiliyetimi yitirdiğim güne rastlar ilk cinnetim ;

Çıplak ve mubah sayılan yalanlarında benliklerin.

 

Ruhumu kanatıp parçaladığında kanatlarımı gölgeler

İlk cinayetimi işledim.

Kanatlar; yoluydu,

Çözerek düğümlerini can’ın,

Işığının koynunda soluduğum gerçeklerin.

 

Ardı sıra son bir çığlıkta kayboldu sesim.

Ve kalan kapkaranlık boşlukta son’umu ferman ettim

Direnmedi takatsiz bedenim.

 

Peki ya siz, sonsuzluktan mı gelmiştiniz?

 

 

3.

 

Yerine gelmeyen vaatleri ışığın…

 

Kamaştırıp kapatışı gözlerimi,

Alamayışım,ışıyamayışım içimde.

Yalnızca gölgesini düşürüşü

Çıldırtışı,loş ikilikte hayalet var’lığımı.

Ne karartabiliyorum zavallı ömrümü yeterince

Ne aydınlatabiliyorum şimdi.

 

Kurtuluş masal !

Soluk hep arada derede…

 

 

Gittin

Mayıs. 21, 2007

( Kemal Açan’a )

 

Surlarımın ardında hangi azap fethedebilirdi ömrümü

Zaptını namümkün kılıp sırçaköşkler inşasında nöbetteyken kalemde

Ki korku bundandı,yargı bundan,yardım bundan

Sırf, yara almasın diye benliğim..

Bir büyük tufanla yerle bir ettin hepsini; ‘ben’ dediğim!

 

Zirvesini düşümde hep izlediğim,

Bir adım yolken önümde

sebepsiz ertelediğim karşılaşmak zamanını,

Şanlı Olympos’un da varmış bildiği

O tufan gününde misafir edecekmiş beni…

 

O topraklara öyle basmak varmış,

O zeytin dallarını öyle tutmak,

O zirvede seni oracığa bırakmak,

Beni..

 

Her şey nasıl da sahte göründü yamaçlardan aşağı…

 

Ben döndüm mü, ikimizi de mi gömdüm bilmiyorum serseri………

Benlikler

Oca. 26, 2007

Katli vacip benliklerimin cinai sorumluluğu

 

Çarpıştı hortlak dirençlerimle

 

ne sorumluluk kaldı ne katil olmak.

 

Günler,aylar,yıllarca dirilip dikildiler ömrüme.

 

Fani olduklarını biliyorum.

 

Kimi kusursuz katilim

 

kimi beceriksizin teki.

 

Beni gidi beni...

Çelişki

Oca. 26, 2007

 

Karşıtı olmadan onaylanamıyorsa hiçbir şey

Kederi yadsıdığında

Sevinçleri de paketleyip gönderiyorsun uzaklara fark etmeden.

Üzülmek hiç çabasızken

Sevinmek için paralıyorsun kendini...

Uzak

Oca. 3, 2007

 

Kaçmasam

 

kovalamazdım da belki ihtimalini

 

uzun uzun düşündüm

 

yakaladığımdan korkmayacağıma ikna olup da

 

durdum.

 

Sonuç;boşuna ıskalanmış onca zaman...

 

kaçmadığımda ve kovalamadığımda

 

ben bana daha da uzaklaştım 'hiç' bir boşlukta.

 

Yakalama ihtimalimi de yaktım!

 

Büyürken

Oca. 26, 2006

 

Tanımlanmış hiçbir şeyin tuzağına düşmemek için çabalarken edindiğin

Çok tanıdık sıkıntı

Salıverdiklerinin arkasından bakarken

Boş ellerinin ıssızlığında kalan pişmanlık

Neyi anlatır?

O dili öğrenemedim.

 

Ben,ben olurken

Filozoflarım oldu

Yazarlarım

Şairlerim;beni bana anlatan yaşamın kör kuyusunda.

El yordamıyla,ayırmaya çalışırken iyiyi kötüden

Güzeli çirkinden,

Işık olup süzülen karanlıklarıma.

O gençlik coşarken deli kanımda,

Sevdalanıp da,

Şiire mi

Yar’e miydi o sevda

Usta’mın dizeleriyle anlattığım?

Bu gün hala ayıramadığım...

 

Serseri gençliğimin

“Serseri şair”ini de uğurluyoruz.

 

Genç ömrüm..

Sevdalarım..

Aydınlığım..

Yüreğime çöken sefil,çaresiz ağrım şimdi...

 

Nasıl anlatayım?Ben şiir yazamam ki!

Becerebilseydim

Anlatabilseydim sana feryat feryat dizelerle,gidişini.

Nasıl olur?

Ben şair değilim ki!

 

Ama ta şuramdan kopanlar bak,sana.

Pia’ya,

“Mecburen” Aşiyan’a...

Elveda serseri şairime,

Elveda Attila İlhan’a!

 

Shelfari: Book reviews on your book blog