Büyüyünce

Oca. 26, 2007

 

     Büyüyünceye ertelediğim bir dolu düşüm vardı çocukken. O büyümek hiç gelmedi, düşlerim hiç bitmedi.

   Yavaş gelişen, çelimsiz, gösterişsiz bir çocuk, yine öyle bir genç kız oldum. O sıralar hiç takılmadım bunlara, ne de olsa büyüyecektim. Otuzu devirmişken bugün, bir muhabbet esnasında dudaklarımdan fırlamak üzereyken zor zapt ederim hala; ‘büyüyünce’… Beş karış kaldım ya, bitmedi büyümek duygusu.

   Mesele olan şu ki; içim bedenime tezat bir hızla büyüdü hep. Bana sığmayacak kadar olduğunda, artık ben de bir yerlere sığamaz oldum bu kamburla. Hayatla çetin bir kavgadan yenik çıktığımdan olsa gerek, o da bana pek cömert olmadı haliyle. Kambur dediğimi başımda taç yapmaktı arzum, lakin tamamen benim eşekliğim, yaşamla kavga edilir mi?

   Görgüsüz bir iştahla oradan oraya sürükledim kendimi uçsuz bucaksız bilmek dünyasında. Olmak oyununda. Öyle sivri köşeleri, öyle dar çıkmaz yolları vardı ki bazen, kanamadan, sıkışmadan kat edilemeyecek denli sefil ve dönüşsüz hem de. Ya hiç çıkılmayacak, ya tamamlanacak çaresiz. Onca eziyetten sonra pat diye öyle bir şey çıkıyor ki insanın karşısına, senelerdir bir arpa boyu yol alamadığını görmek zaman zaman, güler misin, ağlar mısın?

   Keyfine sözüm yok, anlatılır gibi değil, kabul. Ancak nanik yaparken yakalıyorsun ya bazen yaşamı, tüm ihtişamı ve soytarılığıyla…Hani içi boş çuval gibisin fıs diye de, çuval senden daha ‘var’!

   Bu sıralar çok sıkıldım. Ondurmuyor da kandırmıyor da, eğleşemeyeceğim artık gibi.Kitaplarımı kaldırdım. Anılarımı saldım. Fikrime yüz vermiyorum. Dinlenmek istiyorum.

 

   Büyüyünce düşünürüz…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
Shelfari: Book reviews on your book blog